8 Ocak 2014 Çarşamba

BIZZZT

 
İnanmazsın, 28 Aralık gecesi elit çevremin mikro bir bölümünü yemeğe aldım. Şampanya ve kuruyemişle başladığımız geceye, masada, domates çorbası, terbiyeli ve galeta unlu çıtır tavuk, NOHUTLU PİRİNÇ PİLAVI ve hardallı kaparili patates salatasıyla devam ettik. Beyaz şaraplar su gibi aktı. 


Tuhaf bir an, zannedersin ki üzerimde bir otorite yokken çalışamıyorum. Çalışıyorum, ama daha sakin. Anlıyorum ki yönetici baskısı denilen şeymiş aslında beni ateşleyen. Heyecan olsun, gerilim olsun, iç çekişmeler, iç çekmeler, azıcık gıcccık olmalar olsun... Beni bunlar besliyor ofiste. Yöneticim yokken, kimse, "O ne oldu? Bunu yaptın mı?" diye sormazken, ev hanımı gibi bir şeye dönüşüyorum. Canım börek istiyor, midem kazınıyor filan.

O an diyorum ki iyi ki serbest meslek erbabı filan değilim, esnaf hiç değilim. Sabah da Barış'la konuşuyorduk, "Kesin dükkânı açmayı unutur, mal getirmeye filan üşenirdim." Barış, esnaflığın, "Bu kaça? 3 TL. Al 5 TL. Al 2 TL para üstü..." ekseninde ilerlediğini zannediyormuş. Olur mu öyle şey oğlum, saçmalama. Neyse insan kaçakçısı filan olsam, ki o da serbest mesleğe girer, kesin zencileri kamyonun arkasında filan unuturdum. Puff. :(


Not düşeyim, yılbaşında BİR ANDA! o kadar kimsesiz kaldım ki, iş çıkışı Kanyon Kitchenette'te 3000 kaloriye kafedöpari soslu dev bonfile yiyip şarap içer, eve gidip, "Yüzde kaç depresyona gireceğim acaba?" deneyi yapayım diye düşünüyordum. Neyse allahtan, Ayşecix ve kocası bana evlerini açtı. Geçen sene olduğu gibi bu sene de yeni yıla onlarla girdim. Başkasının evinde, ev sahiplerini uyuttuktan sonra, salonda şampanya içip Orhan Gencebay dinlemek diye bir şey var. Bi' deneyin derim. O kadar plansız ve o kadar güzeldi ki her şey, günde 2 kez filan hâlâ o gecenin Instagram'larına bakıyorum... Kalp.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Jelatin hadi yeni yazı yaz!

Ayse dedi ki...

Planli olsa o kadar eglenemeyecektik bence :) kalp kalp.