11 Temmuz 2015 Cumartesi

NELER OLDU?

1-2 tane "Neredesin?" yorumu, 1-2 de eş dost ittirmesi olunca, şurayı aylardır açmadığımın farkına vardım. Hem yazacak bir şey olmaması, hem elimin gitmemesi filan... Zannedersin ki eskiden o parti benim, bu parti benim geziyordum. Saçmalık. Oysaki şimdi eş dost iteklemeden yazmıyorum. Güzellik yarışmasına katılıp da, "Arkadaşlar zaten hep güzel olduğumu söylerdi, benden habersiz boy ve mayolu fotoğrafımı çekip yarışmaya göndermişler.." diyen kızlar gibiyim şu an. Siz yine de arada bir arayıp sorun beni, yorum bırakın, saçlarımı okşayın, yanağımı sevin ya da ne bileyim fotoğraflarımı güzellik yarışmasına filan gönderin.

Parti demişken, size günlerden bir gün Kıvanç Tatlıtuğ ile aynı partiye katıldığımı anlatmış mıydım? He anlatmıştım tabii... O zaman TEKRAR ANLATAYIM! Pff, şaka şaka.



Haziran'ı Barselona'da karşıladım. (Oha kızdaki şu havalı girişe, şu endama, şu boya posa bakın hele!) İnanmazsınız ama öyle. Piyangodan harika bir şekilde çıkan bu tatil, bana harika geldi. Dönerken 3 şişe cava getirdim. 5 gün boyunca bir sürü güzel şey yedim Barselona'da, nefis içkiler içtim. Ama hiçbiri otele eşyalarımızı bıraktıktan sonra Park Ciutadella'da dandik bir büfeden aldığımız Estrella biraların ve 1 paket domatesli fesleğenli Lay's'in yerini tutmadı.

Yeşil bir alan, yeşil alanda istediğin içeceği içebilme izni ve bunu rahatsız edilmeden yapabilme özgürlüğü. Ne yazık ki, bu ülkeden ayrıldığım ilk anda yoksunluğunu hissettiğim en büyük şey bu oldu. Dünyanın en basit, ama Türkiye'de yaşarken uygulaması en zor isteği. Yeşil alan, o yeşil alanda istediğin gibi oturmak.

Bir şehri güzel yapan yer o şehrin Boğaz'ı filan değildir. İnsanıdır, insanların sana gösterdiği saygıdır, işten eve gelirken Barboros Bulvarı'nda manyak bir dolmuşçu yüzünden ölüp gitmeyeceğini bilme garantisidir. Dolayısıyla "ımı istinbil çık biyili, ımı istinbil bik bik bik sik sik" diyen dostlarımın kafasına tencereyle vuruyor, saçını enseden topuz yapmış didaktik bir Bakırköy teyzesi olarak bu salonu terk ediyorum.

Yine görüşelim.

6 yorum:

Adsız dedi ki...

İyi, arada sen de birtakım şeylerin yoksunluğunu hisset ki boşlama buraları.
Katalan şampanyalı fotolarının süslediği diğer post'larını da bekliyoruz.

Öperink,

ssvdsoa

Adsız dedi ki...

Bayram sabahları, demli bir çay, su böreği, bayram şekerleri, şeker isteyen çocuklar, Ramazanlık hayvanların sesleri, bir telaş bir koşturmaca. Köprü hep kalabalık, bayram programları, kolonya ikramları, bayram harçlıkları, uzun bayram tatilleri, ev gezmeleri, kısa hal hatır sormalar, el öpenlerin çok olsunlar ve daha bir dolu küçük ayrıntı. Hayatın üzerindeki 'pause' düğmesine dokunun... Kısa bir süre için hayatı durdurun. Mutlu bayramlar... Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın. Avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun. Ramazan Bayramınız hayırlara vesile olsun.

Begüm dedi ki...

hala okuduğum az sayıda bloglardan burası; seviyorum, gitme.

Adsız dedi ki...

Özlemişiz, hem de nee :)

Adsız dedi ki...

Özlemişiz, hem de nee :)

Adsız dedi ki...

Peki, madem istedin sana yorum bırakayım ki pek adetim hatta hiç adetim değildir. Ama bil. Bil ki buraları boş bırakma. Senin yazdıklarını okumak çok keyif veriyor. Sürekli google'a jelatin blog yazıp sorduruyorum. Hani, tanısam arkadaş olurum dediğimiz kişiler vardır ya, sen O'sun benim için. Ki tanısam kesin uyuz olurum dediğim kişilere de bakmıyo değilim ara sıra.Neyse işte senin haberin olmadan okunuyosun, takip ediliyosun. Hatta inst da bile takibe takip :) Ve hatta moral bozucu olmazsa anneni de merak ediyorum.

pi