Madem canım Cuma gecesi Cuma gecesi dışarı çıkmak istemedi, yalnızım... Yazayım o hâlde be dedim. Koydum bir kadeh roze'mi, -ki bu yaz kendisine blush denmesi uygun görüldü, yazıyorum. Orhan Pamuk'un son kitabını almışım bir şekilde. Ama bir türlü okumuyorum. Niye? Mutlu olduğum günlere saklıyormuşum. Kafamda bir hayal: genişçe bir koltuğum varmış evimde, inceden bir abajur ışığı, kocaman bir kupadan kahvemi yudumlayarak okuyormuşum... Bilirsiniz bu kofti bohem dekorları ne çok sevdiğimi. Fonda Chopin çalıyormuş. (Gerçi iş yerinde hâlâ fonda ara ara Chopin çalıyor, Chopin yoksa Ajda Pekkan) Orhan Pamuk'un son kitabı demiştim, baktım hayalimdeki kofti dekora yaklaştım, e hayalimdeki mutluluğa da yaklaşmışım, başladım: Manzaradan Parçalar. Orhan Pamuk benle yaşıt olsa, bir de blogu olsa, böyle olurdu... Hâlâ okumaya kıyamıyorum, ne demiştik seneler evvel? Şüphesiz ki hayatta olan yazarlara bağlı olmanın en güzel yanı, bir gün yeniden güzel bir kitap yazacak olmalarıdır.
Bu arada hâlâ ortada bir geniş koltuk yok. Abajur, henüz yok. (Ama çok yakında!) Kokulu mumlar, gani... (Teşekkürler IKEA!) Zaten hepsi tamam olsa bile, hayalimdeki siyah topuklu çizmeyi almadan tamam olamaz, her şey.
Annem dün akşam bir kutu yaprak sarması göndermiş. Sabah şirketteki buzdolabına koydum, üzerine tabii ki adımı yazarak. Ofisboy'a "Ya bunu kimse yemez di mi?" diye sordum. "Ne bileyim Jelatin Hanım, buradaki insanlar... Nasıl desem... Biraz aç! Söz veremem." dedi. Gün içinde herhalde bi' 8 kere filan dolaptaki yaprak sarma kutusunu kontrol ettim. Sağlam! Eve geldim, tek tek öptüm her birini. 3 tabak yedikten sonra sızmışım. Bu arada bilgisayarımdaki masaüstü fotoğrafım aşağıda görülen fotoğraf. Çok yemek yemeyeyim diye koymuştum. Pek de işe yaramadığı aşikar.

Bu arada hâlâ ortada bir geniş koltuk yok. Abajur, henüz yok. (Ama çok yakında!) Kokulu mumlar, gani... (Teşekkürler IKEA!) Zaten hepsi tamam olsa bile, hayalimdeki siyah topuklu çizmeyi almadan tamam olamaz, her şey.
Annem dün akşam bir kutu yaprak sarması göndermiş. Sabah şirketteki buzdolabına koydum, üzerine tabii ki adımı yazarak. Ofisboy'a "Ya bunu kimse yemez di mi?" diye sordum. "Ne bileyim Jelatin Hanım, buradaki insanlar... Nasıl desem... Biraz aç! Söz veremem." dedi. Gün içinde herhalde bi' 8 kere filan dolaptaki yaprak sarma kutusunu kontrol ettim. Sağlam! Eve geldim, tek tek öptüm her birini. 3 tabak yedikten sonra sızmışım. Bu arada bilgisayarımdaki masaüstü fotoğrafım aşağıda görülen fotoğraf. Çok yemek yemeyeyim diye koymuştum. Pek de işe yaramadığı aşikar.

10 yorum:
Bana da yaprak sarma. :/
bir gün bize misafir olursan, yer içeriz oynarız. çay bile demleriz ;)
Soz!
Döndüğünü yeni gördüm. Şahane!
Mutlu sonla biten bir Türk Filmi gibi :)
Özlemişim.
peki eski header da geri gelecek mi, yoksa şansımı çok mu zorluyorum? :)
:) hayır gelmeyecek. daha aydınlık bir header belki olur bir gün.
şu alttaki fotoğraf kabuslarıma girdi. gece gece uyanıp yorum yazıyorum bak.
ne istiyorsun bizden jelatin kardeş? ne suçumuz vardı bizim. şu hayatta bir mcdonald's keyfimiz var idi zaten. yazık değil mi bize?
Bugun tesaduf eseri fark ettim geri dondugunu. Hosgeldin!
cafe fernando projelerim var.
Yorum Gönder