4 Ocak 2011 Salı

ESKİDEN, "HU USULÜ BİR TAVSİYE YAZISI" SERİSİ YAPARDIM, ARTIK YAPMAM.


Normal ev kadınları kaç güne bir temizlik yapıyor? diye mühim bir soruyla başlamak istiyorum bu kıymetli satırlarıma sevgili okurum. Ben bu geçtiğimiz Pazar değil (yani dünden önceki Pazar olmayan Pazar), geçen Pazar hummalı bir temizliğe giriştim evde. Az önce baktım, birtakım toz bulutları, birtakım saç tellerine bulanmış; özgürce salınıyor. Tamam 1.5 hafta yeterli bir periyod, dip bucak girişmek için. Ancak her gün ortalama 3 saat takıldığım evin kendi kendine toz topçukları üretmesi beni gerçekten çılgına çeviriyor! (Aynı zamanda dizi senaristiyim ben, altyazı çevirme uzmanıyım, divxplanet gönüllüsüyüm... çılgına çevirmek filan.. Kullanırım) Her neyse. Zaten toz topçuğu filan ne kardeşim? Biz, ona yonsun ya da zibil deriz. Ev arkadaşım ilk duyduğunda, "Nee?" demişti. Ondandır böyle kıt kıt kırılmam... Bundan böyle o toz bulutlarından / topçuklarından "yonsun" diye bahsedeceğim. Mersinish.

Temizlik yapmaya da, şaşırtıcı bir şekilde, BU EVDE, kesinlikle üşenmiyorum. Önceleri, yeni ev, yeni heyecanlar filan sandım; ama baktım durum böyle gidiyor. Böyle mutluyum. Bir de evi temizlemesi gerçekten kolay. Gittim kendime Bimeks'ten mis gibi tek parça BlueHouse marka elektrik süpürgesi aldım, komik bi' fiyata. Eğer kem ve hayli Türkan Şoray gözlerim nazar etmezse canavar gibi çekiyor yonsunları, saçları filan. Ardından da 2 su yerleri Domestos'lu suyla sildim mi, eldivenleri takıp lavaboya / klozete Cif Krem / Domestos ikilisiyle daldım mı; benden güzeli yok. Banyo aynasını da eski Penguen, Uykusuz yapraklarıyla siliyorum. (Merhaba ben Kapıcı Cafer!) Ama işte böyle 1 hafta sonra yerde çer çöp gördüm mü deliriyorum. Nerede benim bilimsel aklım?*

Hayır benim çilekeş anam, 2 güne bir, misafir geldiyse her gün, şöyle bir çekip çevirirdi evi de; ben onu kendi annemin manyaklığı sanıyordum. Haklıymış kadın. Eğer tüm ev kadınları öyle takılmıyorsa... Ellerinden yemek yenmez, onu söyleyeyim.

Zaten kadın milletini anlamak güç, bunu en son Pazar günü tesadüfen dahil olduğum Zara İndirim Festivali'nde anladım. Ayıptır söylemesi, geçen hafta kendime Zara'dan pek güzel bir elbise almıştım. 31 Aralık tarihinde ilk kez giydim, iş yerinde kolundaki tuhaf sökükle göz göze gelmem bir oldu. Pazar günü de indirime gireceğini biliyorum, dedim bedeni kalmaz filan, kalktım kendimi Akmerkez yollarına vurdum. Saat Pazar sabahının 11.00'i. Mağaza açılmış 10.00'da! Aman bacılar, ne ara kalktınız da geldiniz, ne ara afyonunuz patladı da tüm rafları yere indirme gücüne gark oldunuz?! Pazar sabahı Bir Dost, o kadınları telefonla tek tek arasa, "Hanım! Hanım! Kocan şu an bilmem nerede âlem yapıyor! Sen hâlâ sucuklu yumurta, gazete ekleri derdindesin!" dese, biri bile kılını kıpırdatıp pijamasını çıkarmaya yeltenmez. Ben de huzuru gittim Zara Home'da buldum. Bir mis kokulu el kremi, 1 bölmeli takı kutusu, 2 de el havlusu kaptım; Starbucks'a kuruldum. 3 saat boyunca Umut Sarıkaya okudum.

Şampanyadan filan bahsedip böyle Domestos'lu, yonsun'lu bir kompozisyon yazmam biraz karizmayı çizdirdiyse de... Sağlık olsun.




(*) Nerede benim bilimsel aklım?:
Pınar Kür'ün Yarın Yarın adlı romanında, ana karakter Seyda tarafından sarf edilen bir replik. Seydacığımız seneler senesi çılgın akademik kariyerler yapmış, ancak zengin kocayı bulunca GPA, CGPA salmış, kendini evinin kadını olmaya adamış ve pişman olduktan sonra "Nerede benim bilimsel aklım?" diye söylene söylene kendini yemiş bitirmiş bir ablamız.

11 yorum:

Bir Bilen Olsa.. dedi ki...

Wallahi bende anlamıyorum insanlar ne zaman haber alıyor da indiriyor rafları...şu ahir ömrümde indirimden düzgün tek parça kapabilmişliğim yoktur neye elimi atsam ya bedeni kalmamıştır ya ipliği kaçmıştır bu sebeple indirimsiz dönemlerde indirimli günlerin geleceğini düşünmemeye çalışarak alışveriş yaparım..sezonda aldığım şeyi ofisten biri indirimden alıp üstünden çıkarmazsa işte o zaman deli oluyorum gırrrr :)

deryik dedi ki...

özel indirim insanları var, firmalar önceden haber veriyor; ama sanırım sen o kadar seçkin bi güruha takılmadın. ben artık indirim çılgınlığına çok takılmıyorum, çünkü tavuk eşelemiş halde oluyo ürünler, illa ya yırtık, ya örgüsü sökülmüş, ya bi fondöten fırçası bulaşmış bi hasar.
uykusuz bi kenara, cam bezi varmış diye duydum :)

jelatin dedi ki...

aa bana machka'dan şifre geliyor. özel indirim günlerimizden bu şifreyle yararlanabilirsiniz diye. demek ki kıyısından köşesinden seçkin bir gruba girdim!

yaaaeee :) ama hiçbişi uykusuz kadar güzel silemiyor ! hıhımm.

Zeze dedi ki...

Ev işi nankördür.

jelatin dedi ki...

Kesinlikle!

OYA dedi ki...

aaa! öylesine bir gireyim dedim.şok.gene açmışsınız bloğu?
iyi olmuş.çok sevindim.hoşgeldiniz...

eskiokur dedi ki...

jelatin blogun üzerinden fal tutuyorum.
jelatin yazdıysa günüm iyi geçecek, jelatin yazdıysa şunlar bunlar düzelecek ve sair jelatin yazdıysa küsler barışacak.
yıllardır takipçin olarak sana bu yükü yüklemeyi kendime çok görmedim, sen de görme çok rica ediciğim. daha çok yaz ki güzel şeyler daha çok olsun.
yılışık okur mektuplarına döndü, farkındayım affeyle; zira blogunun
hastasıyız

jelatin dedi ki...

amaniiiin! eyvallah. çok teşekkürler.

maria dedi ki...

Ah jelatin hanım, kimsecikler yorum yapmasa okuyanınız, müdaviminiz kanımca epeyi bir fazla. Gerçi blogspot sakinleri tumblre kaymış, bu yüzden buralar bu kadar tenha yorumlar az falan diyorlar, öyleyse bile kalan sağlar bizimdir! Değil mi..

Adsız dedi ki...

İnanmıyorum jelatin sen kahin filan mısın allah aşkına?? Küçük sırların çekileceğini 3 sene önce tahmin etmişsin hatta kadroyu bile çıkarmışsın, pes!

Adsız dedi ki...

bu yazıyı okurken çok eğlendim. eskiden olduğu gibi, biraz yabancı olsa da anlattıkların -belki zaten bu yüzden- seni okumak çok keyifli. fakirli dizi ne demek ya, allah iyiliğini versin! -onur e