18 Ocak 2011 Salı

WHITE TEETH


Bu fotoğrafı niçin koydum? Çünkü açım ve bakmak iyi geliyor. Ne mutlu ki akşama nefis bir balık menüm var; manzaralı, mini mini kalamarlı, güveçte karidesli. Ama telefonumdaki -iştahımı açacak tek görsel bu. Nefis Bolonez, özenip de kurduğum masa; yılbaşı öncesi...

Annemin gazına gelip bir dalgınlık anımda saçlarıma attırdığım gölgelerin varlığından o denli tiksinmeye başlamıştım ki; kendimi Migros'un kozmetik reyonuna attım. Hayatımda kimseyi o hazır boyalarla saçlarını boyarken görmemişim, renkler hakkında en ufak bilgim yok. Kendi saçıma benzesin diye elim en koyusuna gitti, nasıl yapılacağını da reyonda hâlihazırda kızıl saçlarına şampuan seçmekte olan 63 yaşlarında bir arkadaşa sordum. Allahtan duruma el koydu da üniversite birinci sınıfa giden asi rakçı kıza dönüşmekten son anda kurtuldum. Zira boyaların rengi kutuda gösterilenden daha koyu çıkıyormuş. Falan filan. Teyze beni, başaracağıma inanmaz gözlerle uğurladı.

Eve girince kendimi kadın bloglarına adadım. Hepsi çocuklarından, yaptıkları cupcake'lerden, böreklerden, otlu poğaçalardan, ayakkabılardan, ördükleri kaşkollardan, balkonlarındaki minik saksıya ektikleri kiraz domateslerle yaratmaya çalıştıkları organik alanlardan sayfalarca, zilyonlarca bahsetmiş olmalarına rağmen; bir kişinin bile çıkıp hazır saç boyası kullanımından bahsetmemesi gözlerimi yaşarttı. Anladım ki gerçekten varlıklı bir ülkeyiz ve hiç kimsenin evde saç boyama gibi paçozluklarla işi yok.

Dedim ki, ev arkadaşım eğitim seviyesi bakımından Türkiye'nin yüzde sıfır nokta sıfır 1'lik bir dilime ait; herhalde saçımı da boyamayı başarır. Sağ olsun gözümü kara çıkartmadı, üzerimde tüm hünerlerini sergiledi. Havluma bir damla boya damlatmadan, boyanın 1 damlasını ziyan etmeden beni baştan yarattı.

Güzelce saçlarımı yıkadım çıktım, saçlarım havluda. Hazır, banyoda cilt gözeneklerim açılmış, bir de yüz maskesi patlattım mı tamamdır. Bilgisayarın karşısında Ayşen Gruda misali oturuyorum. Bir yandan bir şeyler izliyor, bir yandan soğuk biramı yudumluyorum. Evin ortasında, sırtımda birbirine eklenmiş poşetlerden tasarladığım önlüğümle saçlarım boyanırken nasıl Canım Ailem'in Meliha'sıysam, yeşil yüz maskem ve buz gibi hafif alkollü içeceğimle bilgisayarımı kurcalarken o kadar Bihter'im. O kadar!





4 yorum:

Bir Bilen Olsa.. dedi ki...

Hazır saç boyası cesaret işi Jelatin Hanım sonrasında daha büyük masraf yapmam gerekebileceğinden korkup hiç denemedim bende şimdiye kadar. Eee sonuç nasıl oldu? Memnun kaldın mı?

jelatin dedi ki...

valla kendi saçım diye söylemiyorum, süper oldu bence. herkes de çok beğendi. gerçi kuaför kadar iyi olamaz sanırım. ben über bir değişiklik yapmak isteseydim mutlaka kuaföre giderdim. ancak yapılan hayli minor bi değişiklik olacağı için şansımı böyle denedim.

deryik dedi ki...

minör ha.. demek minör...

jelatin dedi ki...

hani bi röfle filan değil, anlamında :)