23 Mart 2011 Çarşamba

ÇİÇEKLER


Merhaba Sevgili Okurlarım,

Bugün sizlere, hemen her gün, daha doğrusu akşamüzeri, orada burada / alışveriş merkezlerinde gördüğünüz bir fact'ten söz edeceğim. Birazdan niçin, "..daha doğrusu akşamüzeri.." gibi bir parantez açtığımı anlayacaksınız. Sabırsızlıkla koltuklarınızda kıpırdandığınızı, "Haydi Jelo! Paylaş bizlerle yaşamın sırrını!" dediğinizi duyar gibi oluyorum. (Özellikle sen, sabah latte'sini alıp ofisteki dizüstü bilgisayarının karşısında güne Jelatin.blogspot'la başlayan İpeksi E.!)

Öncelikle, The Others'ın Nicole Kidman'ı edasıyla sorayım: Are you sitting comfortably? Then I'll begin.

The Evhanımı Freshliği, diye bir şey duydunuz mu? Belki de, Evhanımı Tazeliği? Bilemiyorum. Bir süredir çevremde görüp de bir türlü konumlandıramadığım şeyin adı bu. Kesinlikle. The Evhanımı Freshliği.

Sabahları makul bir saatte kalkmış veya erken bile kalksa çocukları okula / kocayı işe gönderdikten sonra uykusuna devam etmiş, ardından hafif bir kahvaltı esnasında gündemi Yılmaz Özdil'den takip etmiş, üstüne kahvesine bir komşusunu eşliklendirmiş, belki duşunu almış, hafif bir makyaj yapmış, kuaförde saçını şöyle bir fönlettikten sonra (fönsüz gezmez çünkü) arkadaşlarıyla orada burada, kafede / restoranda buluşmuş, çoğu zaman öğünleri birbirine karıştırmış, geç öğle yemeği yediği için muhtemelen akşamı hafif bir meyve salatasıyla geçiştirecek kadınlardan söz ediyorum. Suratında hiçbir şekilde yorgunluğun izi bulunmayan, yetişecek "to do list"leri olmaması sebebiyle çatık kaşlardan bağımsız, makyajı maksimum üç saat tazeliğindeki kadınlardan.

Normal mesai saatlerinde çalışıyorsanız eğer, günortasına doğru parlayan burunlara, makyajı katlanmış göz kapaklarına, uçup gitmiş allıklara, dağılmış / akmış göz kalemlerine, sabahki yoğunluğundan eser kalmamış parfüm kokularına alışıksınız demektir. Bazen aynalardan kaçar, hâlâ sabahki tazeliğinizi koruduğunuzu zannedersiniz. Ne zaman ki bir akşamüzeri yolunuz eve yakın bir alışveriş merkezine düşer, yanınızdan ışıl ışıl bir kadın geçer; o zaman fark edilir aradaki fark. Siz, onlar gibi değilsiniz!

Şimdi böyle yazdım diye, aklınıza bakımsız, fönsüz, toynak gibi tırnaklarla gezdiğim gelmesin. Cidden yapabileceğimin en iyisini yaptığımı sanıyorum. Her duş sonrası gittiğim kuaförü, kalıcı Brezilya fönüyle değiştirdim, eskiden canım ne zaman isterse yaptığım manikürcü ziyaretlerini 1.5 haftada 1 gibi bir düzene oturttum. Ojem tam, parfümüm iş arkadaşlarımın başını ağrıtacak tazelikte! Ofise makyajsız gelip, öğlene doğru tuvalete makyaj çantasıyla giden kadınlara içten içe kızacak kadar da genişim üstelik! Ama yine de, günboyu bilgisayara bakmanın, yetersiz uykunun, alakalı alakasız insanlarla günboyu iletişimde olmanın bir bedeli var. Ki ben, muhtemelen ofis ortamı konusunda, şanslı azınlıktan biriyim. Ama yine de olmuyor, hiçbir şey bana o Evhanımı Tazeliği'ni kazandırmıyor.

Saat 21.30. Eve geldim, yemek hazırladım. Karnımı doyururken bir bölüm How I Met Your Mother, bir bölüm Desperate Housewives izledim. Ojelerimi çıkardım. Şimdiyse duş alıp, ojelerimi tazelemem gerekiyor.

Bugün biri bana şakayla karışık laf sokmaya çalıştı. Kafaya taktığım ve çok güzel olmasını istediğim bir şeyi ima ederek, alttan alta laf sokmaya çalışarak, aklınca hırsımla dalga geçerek...

En umursamaz hâlimi takınıp, "Yoo, tatlım," dedim, "Ben İstanbul'a zengin koca bulmaya geldim."

14 yorum:

mz dedi ki...

:))
Gozumun onune o lafi soylerken nasil bir ifaden olabilecegi geldi. :)) Supermis.

Deniz dedi ki...

Ay, orospuya bak sen. Kibar kizsin agzini yirtmiyorsun ondan oluyor hep.

Ben artik tam tesekkullu bir ayi oldugum icin cok pis saldiriyorum.

Ossun Jelloom, sen klasini bozma, soyle bi bak, gec. Catlasin gebes.

Adsız dedi ki...

ay fotoya bayıldımmm içim açıldııı

deryik dedi ki...

o ev hanımları büyüyünce nebahat çehrö oluyo.

sen şimdi böyle en ince telden ayar veriyosun ya, karşı tarafın "yaz kızım! görüşüldü! zengin koca bulmaya gelmiş!" diye kayda geçme ihtimaline ifrit oluyorum.

Adsız dedi ki...

Geçinmek için çalışmak zorunda olmak demek, hayatta olmak istediğin hiçbir şeyi olamamak demek.

Mesela yazmayı ele alalım. Çalışmak zorunda olan biri saatlerini iş yerinde saçma sapan şeylere harcarken, çalışmak zorunda olmayan muhteremler o vakti en kötü ihtimalle okuyarak geçiriyorlar.

Yetenek metenek hak getire. Para olmadan hiçbir şey olmuyor.

AidaSalem dedi ki...

bu gece bitirmem gereken bir milyon sayfa, yarına sokuşturmam gereken bir doktor ziyareti ve bir günü daha çıkarır mı diye hesaplar yaptığım saç fönüm var. bir de uykum var.

Kiyiya Vuranlar dedi ki...

Istedigimiz kadar bakimli olmaya calisalim, olmuyor olmuyor ev hanimi tazeligi bizde soluk kaciyor. Simdi parlakligi gecmis bir alliga, kat kat olmus farlara kafayi takarken, ileride bu ev hanimlarinin daha az kirismis olacagini bilmek beni daha da delirtiyor. Bu arada lafi iyi soylemissin. Cuk oturmus:)

Ibeking dedi ki...

ve yine jella hanım duygularımıza tercüman olmuş bir yazısıyla karşımızdadır. kokulu tuvalete doğru gidiyorum makyajımı yapmaya, dönüşte starbucks italian blendden yapılan filtre kahvemi almış yudumluyor olacağım. söyle ipeksi e. de gelip alabilir :P

bitter lemon dedi ki...

evet işte buuu kesinlikle duygulara tercüman! içten içe bir kaç hafta sonra nişanlanacağım erkek arkadaşımın maaşına daha çok zam, daha da çok zam, çok çok zam yapılması için dua etmem hep bundan hep... oysa bir önceki jenerasyonun bizden beklentisi hep idealist olmamız. çok çalışıp büyük adam olmamız. memleketi kurtarıp sıfırdan başlayarak minik sabancılar olmamız off bu çok yorucu öyle değil mi?? şöyle bizi yormayacak seveceğimiz hobisel bi işimiz olsa (ki ben de yetenek yok o iş de nanay) etrafta sürekli o Evhanımı Tazeliği'ne sahip bir şekilde gezinsek, hatta süzülsek üç nokta vs.

Adsız dedi ki...

Para için ruhumu ve rahatlığımı satıp işimi değiştirmeden önceki devlet memurluğu hafifliğindeki işimde çalışırken,öğleden sonra azcık işim var geç kalıcam şekerim dedikten sonra Tunalı daki Paşabahçede 14:00 sularında dolaşırken o taze ev hanımlarının arasına sessizce sızardım, hiiç acele etmeyerek, telaşsız davranarak sanki işe gitmeyecekmişim onlardan biriymişim gibi gülümserdim.merak ederdim onlardan olmadığımı, hatta kocamın bile olmadığını anlarlar mı acaba, çalışan bi köle olduğum belli midir bu soyluların arasında diye merak ederdim de yine de rol yapmak iyi gelirdi, cidden.

Adsız dedi ki...

düşüncelerimize derman olan jelatinella yazmayı hiç bırakma :)ama bu arada o ev hanımlarının haftanın sadece 1-2 günü o ışıltıyla dolaştıklarını unutma. böyle şık şıkıdım ofis ortamlarımızda etrafa ışık saçmak, dedikodularla kafayı dağıtıp, her öğlen şık bir kafede salataya dadanıp, gelip geçeni süzmek bir yandan da işten şikayet etmek varken kim evde oturup incir çekirdeğini doldurmayacak evsel sıkıntılarla fönsüz ve makyajsız haliyle depresyon dolaylarında gezinmek ister ki.bu arada ibeking eminim ipeksi E. de sana eşlik etmekten çok keyif alacaktır.

Adsız dedi ki...

düşüncelerimize derman olan jelatinella yazmayı hiç bırakma :)ama bu arada o ev hanımlarının haftanın sadece 1-2 günü o ışıltıyla dolaştıklarını unutma. böyle şık şıkıdım ofis ortamlarımızda etrafa ışık saçmak, dedikodularla kafayı dağıtıp, her öğlen şık bir kafede salataya dadanıp, gelip geçeni süzmek bir yandan da işten şikayet etmek varken kim evde oturup incir çekirdeğini doldurmayacak evsel sıkıntılarla fönsüz ve makyajsız haliyle depresyon dolaylarında gezinmek ister ki.bu arada ibeking eminim ipeksi E. de sana eşlik etmekten çok keyif alacaktır.

jelatin dedi ki...

YALNIZ OLMADIĞIMI BİLİYORDUM!!!! !! !

Birileri gelip de, "Aaa! Ama çalışmak, üretme!!!!! BOK PÜSÜR!!!" filan diyecek diye çekincelerim oldu. Sonra ben çirkinleşicektim filan.. Hoş değil.

Adsız dedi ki...

kaç kere okudum anlamaya çalıştım olmadı. belki de 18 yaşında olduğumdandır ha bu?bilemiyorum..

ama bir sıkıntı var.