15 Nisan 2013 Pazartesi

ARAR, ARAAAR!



Jelatin.hanim@gmail.com adresine yorumlar düşüyor, onaylamam için. İyice boşladığımı arka arkaya gelen İngilizce spam yorumlardan anlıyorum. İşin tuhafı öyle yazabileceğim muhteşem gözlemlerim, can alıcı deneyimlerim de yok! Ben de belki buraya 1-2 ekmek çıkar diye kalktım sizler için Kelebeğin Rüyası filminin gala gecesine katıldım.

Bu tür geceleri seviyorum; ancak sonrasında düzenlenen after party’ler beni hep daha çok heyecanlandırıyor. Evet, gösterim öncesi spotların altında “hmm şunun bacağı da kalınmış, bunun da boyu kısaymış, ay bu bilmem hangi dizide emlakçılık yapan herif aslında pek bi’ coolmuş?” muhabbetleri yapabiliyorsun. Ama after party’ler hep daha celebrity ağırlıklı oluyor. Gözlem denizlerinde boğulabiliyorsun. O, TV’den fırlamış, kırmızı halıda kırım kırım kırılan insanların 2 kadeh sonrasındaki sakil hâllerine tanık olabiliyorsun. Benim gibi alkollü gecelerde insanları izlemekten çok hoşlanan birisi için muhteşem bir ambiyans!.. 

Her neyse… Haftalar öncesinden bu gecenin kesssinlikle yılın en bomba etkinliklerinden biri olacağından emindim. Zira film çok iddialı, işin içinde BKM var, Kıvanç Tatlıtuğ var, Mert Fırat var.

… diye yazmışım. Kim biliiiiiir, ne zaman. Şimdi ofis çekmecemden davetiyeden kalan kartonu çıkardım, baktım: 19 Şubat’ta gitmişim bu galaya. Yazıyı da herhalde 2 gün sonra filan yazmışımdır. Bu arada o gecenin ertesinde 1 hafta boyunca sağ ayağımın üstüne basamadım ben.  Sonra doktora gittim, “Tarak kemikleri arası bıdılar ödem yapmış.” dedi. “Tarak kemiklerinin arasına 250 TL sıkışmış cnms.” deseydi daha açıklayıcı olabilirdi. Haftalarca yaptığım topuklu ayakkabı diyetimi, birkaç hafta önce Ayşe’nin doğum günü yemeğinde bozdum. Ayşe’nin ilk kez tanışacağım arkadaşlarının yanında tavuk gibi düz çizmelerle takılamazdım herhalde! Bizim de bir havamız var.

Ben hep Mert Fıratçı oldum, bilirsiniz. Ancak şu hayatta, “Kıvanç Tatlıtuğ ışığı” diye bir şey varmış! Adam, bildiğin ışık saçıyor. Küçük prens büyüyünce böyle bi çocuk olacakmış gibi.. O gece deliler gibi eğlendik. Hayatımda katıldığım en güzel after party’lerden biriydi. İçkiler su gibi aktı. (Normalde 2. saatin sonunda içki biter. Şanslıysan bardan paranla alırsın ne içeceksen.) Hatta bi ara sigara molasına dışarı çıkacakken, Yılmaz & Mustafa Erdoğan kardeşleri oturup muhabbet ederken gördüm. Allahtan, “Kesenize bereket Yılmaz Ağbiiiiiiiii ^_^” demedim. Nasıl demedim, ona da şaşırıyorum şu an esasen. Normalde alkollüyken dünyanın en saçma sapan şeylerini dünyanın en normal şeyiymiş gibi söylemek gibi bir huyum da vardır. İşte bu da beni ben yapan tatlı bir özelliğim. Tişikkirlir.

Neyse… Bu tür ambiyansların da ertesinde insan kendini bir mutlu, bir acayip hissediyor. Hani ünlülerle dolu dev bir rüya görmüşsün gibi. Oha lan diyorsun, dün gece Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ ile bir partide eğlendim. Kenan Doğulu ve Beren Saat 3 adım ötemde öpüşüyolar mıydı? Neydi? Gökçe Bahadır neydi öyle, hahahaaha, bilmem kim bilmem kimi nasıl da vantuzlarcasına öpmüştü. İğrençti… Gibi… Sonsuz bir dedikodu denizi… Günlerce köpürt de köpürt.

Bir de bir anda gündemin değişiveriyor tabii. “Ayyy arar mı? Aramaz mı?" diye düşünedurduğun bir adam var mesela, birden yok oluyo beyninde. Komik, sabah uyanıyosun, “Öeeh s.kerim ya, ben dün gece Mert Fırat’la Kıvanç Tatlıtuğ’la aynı partide eğlendim. Aramazsa aramasın yavvvşak!” diyosun. Hani sanki herif aramasa, akşamına Kıvanç Tatlıtuğ arayacak! İnanılmaz bi hafiflik, gün boyu kendini nefis hissediyosun. Kızlarla saatlerce dedikodu dedikodu… Sonra akşamına arıyor yavşak herif. Yine aklın karışıyor. Tövbe Yarabbim. Neden böyle şeyler oluyor?

O değil de... Kıvanç Tatlıtuğ beni arar mı acaba?

10 yorum:

Adsız dedi ki...

araar araaaar.
.
.
.
.
.
.
nah arar

jelatin dedi ki...

Yine çok zarifsin Adsız. ^_^

Moonshine dedi ki...

uf...çok kıskandım :P

deryik dedi ki...

şöyle yazan bi insan niye sık yazmaz ki? aklım karışıyor, sinirleniyorum.

Adsız dedi ki...

Yaz lütfen :)

jelatin dedi ki...

deryik, bak 2. yazıyı da patlattım.

Adsız dedi ki...

Cok tatlisin!:)
3a1b

ikinehir dedi ki...

"Küçük prens büyüyünce böyle bi çocuk olacakmış gibi.." dedin, beni benden aldin. bazi benzetmeler cuk diye oturur, tikk diye ses gelir ya kulagina insanin, o derece guzel olmus. ayakta alkisliyorum diyorum, koltuga yayilmis olsam da.

bir de lutfen beni de icinde kivanc tatlitug'un oldugu bi party'e goturur musun fazla bi davetiyen falan olursa? cok sakil durmayacagim ve millete gozlerim faltasi gibi acik inanamayarak bakmayacagim, soz!

Çiğdem Sülün dedi ki...

Günümü neşelendirdin , tenks :)

jelatin dedi ki...

@ikinehir, ah şekerim tabii ki gideriz birlikte! koskoca yale'den konukları var, onlar sakil durmayacaklarına söz versinler asıl. gerçi kıvanç'a "yale" desek, ne der bilemedim.

@çiğdem sülün, ay çok teşekkür ederim asıl ben. uzun süre sonra yazınca, insan 1 kişi bile okusa mutlu oluyor.